| Geçtiğimiz hafta perşembe günü Monte Carlo’daki lüks konferansından henüz dönmüş olan arkadaşım Özlem Güsar’la bir öğle yemeği yedik. Konefransın ikinci günü bir telefon konuşması yapmıştık ve “döndüğümde sana anlatacaklarım çok igini çekecek” demiş ve bu yemek için o günden sözleşmiştik.
Şimdi... “Lüks -Monte Carlo- marka” gibi kelimeler kimilerinizi tereddüde düşürebilir. Ancak bu yazıya mutlaka bir göz atmanızı isterim. Zira konferans boyunca konuşulanlar ve o büyük şirketlerin yeni kararları, kendilerine, sektöre ve dünyaya yönelik eleştirileri ve yeni düzenlemler için harekete geçmeleri daha iyi bir dünya çabası adına çok umut verici. Önyargılarınızı (eğer varsa tabii) bir iki dakika için kenara bırakın lütfen.
***
Endüstri Mühendisliği okuyup ardından İşletme İktisadı’nda Uluslararası Yöneticilik programını bitirmiş olan Özlem Güsar kimdir kısaca bahsetmek istiyorum.
Türkiye’nin çok büyük şirketlerinde (P&G, Turkcell, Boyner, Garanti Ödeme Sistemleri gibi) çeşitli üst düzey sorumluluklar alan Güsar, Gilan Mücevharat’ın genel müdürlüğünü yaptığı dört yılın ardından 2003 yılında lüks markalar ve tasarım sektörüne hizmet vermek amacıyla Türkiye’nin ilk “Lüks Marka ve İletişim Danışmanlık” şirketini kurar.
Bu arada belirtmeden geçemeyeceğim. Topkapı Sarayı Hazine Dairesi’nin rönavasyonu projesinde görev alan Özlem Güsar ile yollarımızı kesiştiren sosyal sorumluluk projelerini es geçmek haksızlık olur. Güsar, bu dönemde ÖZGÜ Marka ve İletişim Danışmanlığın Sosyal Sorumluluk kapsamında gerçekleştirdiği “Tohuma Su Gerek”, “Her Çocuk Bir Mücevherdir”, “Hediye Bir Gün, Hediye Bir Gece” projelerinde Tohum Otizm Vakfı için yaklaşık 3.5 milyon dolarlık bir kaynak yaratılmış. Ayrıca “Engellere Rağmen” fotoğraf sergisinde, GS Engelli Basketbol takımı için gerçekleştirilen “Başarıya Giden Adımlar” projelerinde ve TOÇEV ile birlikte yürütülen “Bir Şey Değişir, Herşey Değişir” projelerinde de görev almış.
Lüks marka ve servis konularında eğitimler veren ve workshoplar düzenleyen Özlem Güsar ayrıca Harper’s Bazaar dergisinde mücevher ve lüks yaşam tarzı ile ilgili yazılar yazmaya devam ediyor. (Bunca yıldır profesyonel iş yaşamında markalar ve lüks ile içli dışlı olan Özlem Güsar hayatımda gördüğüm en sade kadınlardan biri. Neredeyse hiç makyaj yapmayan, abartısız ama çok şık giyinen ve Tanrı’nın ona bağışladığı boy ve saç gibi mücevherleri sadeliğin olağanüstü ihtişamı ile taşıyan bir kadın.)
Şimdi gelellim Financial Times tarafından düzenlenen lüks konferansa...
Bu yıl 5. kez Monte Carlo’da yapılan konferasın ana sponsoru Mastercard ve Türkiye’den sadece Özlem Güsar’ı davet etmişler. Ekonomik krizden sonra Financial Times’ın düzenlediği ilk lüks konferansının konuşmacıları arasında LVMH Grubu CEO’su Bernard Arnault, Tod’s Grubu Başkanı Diego Della Valle, Burbery’i neredeyse yeniden yaratan Angela Ahrendts’in yanısıra Anya Hindmarch Oscar de la Renta ve Jimmy Choo’nun CEO’ları gibi sektöre yön veren isimler vardı. Ayrıca HSBC, Goldman Sachs, ve Deutche Bank gibi finans şirketlerinin baş ekonomistleri bulunuyormuş. Kriz sonrasında lüks dünyadaki gelişmeler ve değişimler tartışılmış.
Onunla yediğimiz öğle yemeğinde konuştuklarımızın bir kısmını sizinle de paylaşmak istiyorum. Bu tam bir röportaj değil. Ama o toplantı sonrasında bakın neler anlattı.
***
Stil sahibi bir sadelik!
“Herkesin hemfikir olduğu bir şey var, en azından gelişmiş ülkeler için kesin doğru. Lüks, artık kalite ile birlikte anılmak isteniyor gereksiz şatafatla değil. Herkes basit zevklerin keyfine varmak istiyor ama bunu stillerini koruyarak ve kaliteden ödün vermeyerek yapıyorlar (konferansta birileriyle konuşurken back to basic with style dedim. Adam döndü bu en doğru tanım lütfen bu lafınızı kullanabilir miyim dedi). Konferansta farklı konuşmacılar hep aynı şeyi tekrarladı, lüks artık daha az gösterişli ve daha sade olacak. Kriz bittiğinde daha ayakları yere basan bir lüks tüketici geriye kalacak. Gerçekten de paranız olsa bile çılgınca harcamanın çok uygun olmadığı bir dönemde yaşıyoruz. Konferansın ana sponsoru Mastercard’ın verileri, gelir seviyesi yüksek olan insanların hâlâ alışveriş ettiğini gözler önüne seriyordu. Yapılan araştırmaya göre insanlar giyimle ilgili harcamalarını % 40 kesmeyi planlarken sadece % 3 bir tasarruf sağlayabilmişler. Eğlence, dışarıda yemek yeme ve sosyalleşme harcamalarında ortalama % 35-45 arası bir kesinti yapmayı planlarken tam tersine bu dönemde bu haracamaların arttığı bile görünüyor. Ancak alışveriş devam ederken göze çarpan, dikkat çekici alışveriş yerini anlaşılır bir tüketime bırakıyor; it bag taşımak artık ayıp.”
***
Başkaları görsün devri bitmiştir!
“Önümüzdeki yıllarda insanlar sadece lüksü bir marka olduğu için tercih etmeyecekler, kendisi için gerçekten bir anlam ifade eden markalara yönelecekler. Başkaları görsün diye lüks satın almaktan, insanların kendi için lüks harcama yaptığı bir döneme geçeceğiz. Lüks harcamalarda keyif ve deneyim statü ve güç gösteriminden daha ön plana çıkacak”
***
Dünya gerçeklerinin farkına varan kalite ve stil lükstür!
“Ucuz oldukları sürece kıyafetlerin nereden geldiğinin önemli olmadığı ve modanın sürekli değişmesi (gardropların geçici olması gerektiği fikri) üzerine kurulmuş bir dünyadaki davranış biçimleri yeniden ve derinlemesine gözden geçiriliyor. 2007’de WWF tarafından yayınlanan Lüks Raporu’nda çok güzel bir tanım vardı: Dünya gerçeklerinin farkına varan kalite ve stil lükstür. Ne mutlu ki her geçen gün daha çok kişi bu tanımı kabul ediyor.”
***
Mükemmel el işciliği lükstür!
“Sektördeki birçok kişi fast fashion konseptini - giysi veya çantaların en son modaya yetişmek amacıyla hızlı bir şekilde üretilmesi, bir sonraki sezon bir kenara fırlatılması- kabul eden dünyadan slow fashion konseptini -ürünlerin el işçiliğiyle ve onlarca sene dayanabilecek nitelikte hazırlanması anlayışı- kabul eden dünyaya geçmek gerektiğinden söz ediyor. Aslında gerçek lüks ve sürdürülebilir gelişim iki temel değeri paylaşıyor: Ebediyet ve bilginin devamlılığı. Temel olarak lüks kalıcıdır, mükemmel el işçiliği ve zaman gerektirir ve vakit alır. Örneğin Hermes’te bir ustanın yetişmesi ve bir çanta üretmeye başlaması için geçen süre yaklaşık 8-10 sene arasındadır.”
***
Dünya hepimiz için daha iyi bir yer olmalı!
“Şimdi, para kazanma hırsının yanında, doğru yere harcamakbüyük önem taşımaya başlıyor. Varlıklı tüketilciler artık başarılarını mal varlıkları ve sahip oldukları şeylere veya evlerinin büyüklüğü veya arabaların markasına göre ölçmüyorlar. Hayattaki başarılarını, topluma neler sağladıkları ve dünyayı hepimiz için nasıl daha iyi bir yer haline getirebildikleri gibi yeni yöntemlerle ölçüyorlar.”
***
Bir ürünün nerede ve nasıl üretildiği önemlidir!
“Sürdürülebilir lüks ve kurumsal sosyal sorumluluk projeleri, konferansta her markanın kendi hikâyesini anlatmaktan çok gurur duyduğu konulardı. Bu sürdürülebilir lüks konusu çok önemli ve lüks danışmanı olarak gelinen bu noktadan çok mutluluk duyuyorum. Lüks dünyanın insanları etkileme gücü gerek markalar ve reklamları gerekse celebrityler nedeniyle çok yüksek. Böylece lüks markaların ortaya koyduğu duyarlılık bu marka kültürüne duyulan hayranlık sonucu hızla dünyaya yayılacak. Örneğin PPR ve Gucci grubu Luc Besson tarafından çekilen ve 5 Haziran Dünya Çevre Günü’nde tüm dünyada sinema ve televizyonlarda gösterilen Home filmiyle gerçekten büyük övgü topladı, bir çok kişi ağlayarak seyrettiğini söyledi. Bu gerçekten önemli bir farkındalık yaratıyor. İşin güzel yanı lüks dünyanın müşterisi olan zenginler bu konuda dünyayı yaşanabilir hale getirmek için para harcayabilecek güce sahipler. Sosyal ve çevresel sorumluluk lüks tüketici için de daha da önemli olacak. Sadece marka ve ürün değil, o ürünün nerede ve nasıl üretildiği gittikçe artan bir önem taşıyacak.”
Financal Times 5. Lüks Konferansı sonrası lüks markaların açıkladıkları kimi bilgiler:
- Louis Vuitton tasarımları mümkün olan her yere havayolu yerine karayolu tercih edilerek gönderiliyor. Böylece dünyayı çok daha az kirletiyor.
- Christian Dior’a ait parfüm kutuları çevreci olarak tasarlanıyor.
- Sergio Rossi, Alman araştırma şirketiyle ortak çalışıp farklı deriler yaratmak ve çevreye duyarlı tabakhane (deri işleme tesisleri) kurmaya çalışıyor.
- Gucci’nin dünya sorumluluk sertifikası olan SA 8000’i alan ilk lüks marka olduğuna dikkat çekiyor. Gucci, Asya’ya valiz ve çantalarını uçak yerine gemicilik yoluyla göndermeyi inceliyor.
- Aynı şekilde Bottega Veneta şimdiden ambalajlarını daha az materyal kullanacak ve nakliyede daha az yer tutacak şekilde tasarladı. Böylece her iki marka da karbon ayak izlerini azaltmayı hedefliyor.
- Balenciaga, LA’de enerji tasarrufu sağlayan ve yüzde doksanlara varan oranda doğal malzeme ile açılmış butiğinden gurur duyuyor.
- Oscar de le Renta insanları sendika ve okullarla çalışıp el işçiliğinin değerini anlatarak bu konuya yönelmeye davet ediyor.
- Örneğin Zegna şirketi cashmere ve vicu\’f1a yünü elde ettiği Mongolia ve Peru’da su membaları inşa etmiş. Bu membalar gitgide artan kuraklık çeken bölgelerde su tedarik edilmesini güvence altına almış, yerel çiftçilere yardım etmiş. Su sağlanması daha güvenli yün tedariğiyle sonuçlanmaktan öte, aynı zamanda yünün kalitesini de arttırmış.
- Hermes ise vazgeçilmezi olan ipek eşarpların üretim projesinde daha az su kullanmak için yeni yollar keşfediyor.
- Stella McCartney’nin hem marka olarak hem de yeni çıkardığı organik kozmetik ürünleri “Care” ile sürdürülebilirliğin sadece gerekli değil aynı zamanda kârlı olabileceğini kanıtlıyor.
28.06.2009 |