| Öğleden sonra - telefon.)
- Merhaba güzel kızım, biraz gecikeceğim ama akşam yemeğinde evdeyim.
- Tımamm ınnee.
- Ne oldu kızım, sesin kısılmış, hasta mı oldun yoksa?
- Hayır anne. Ceren dedi ki çok bağırırsak sesimiz kısılırmış ve biz de bademcik ameliyatı olurmuşuz. O zaman da bize sürekli dondurma vermek zorunda kalırmışsınız.
- Eeee?
- Onun için bugün çılgınlar gibi bağırdık. Acaba yarın ameliyat olabilir miyim?
- Dur, eve geleyim konuşalım bunu.
***
(Ertesi sabah - araba - piyano dersine giderken.)
- Khhanankknnsnndkkkkkkaahhh
- Kızım napıyosun, bu nasıl bir ses?
- Dilimi tersinden yutmaya çalışıyorum. Ameliyat çok acıtıyomuş. Kesinlikle hem de anne. Dilimi yutarsam üzerine yapışmış olan bademciklerimi de yutmuş olurum. Aldırmaya gerek yok. O zaman da dondurma verilir değil mi?
- Lal, kim veriyor kızım sana bu tıbbi bilgileri?
- Neyi?
- Kim anlatıyor sana bunları?
- (Soluk almadan bir çırpıda cevap veriyor:) Anne herkes biliyor bunları okulda, bütün çocuklar biliyor. Sen bademciklerin şişer diye bana dondurma yedirmiyorsun ama bademcikleri alınmış Ceren’in kardeşinin ve her gün dondurma vermişler bir sürü ve anne iyileşmiş ve Ceren anlattı ve Selin de doğru dedi ve hepimiz aynı fikirdeyiz.
- Ve bu çok saçma.
- O zaman dondurma al.
***
(Ertesi gün - akşam yemeği sonrası.)
- Tamam şimdi oku bakalım kartta ne yazıyor?
- On bir kere ilerle... (Kırmızı piyon, kızma birader kartı üzerinde koşturuyor.) Bir - iki - üç - dört...
- Şimdi sıra bende... heheheheh... Bak ben ne çektim. Başlangıçtaki bir piyonunla rakip bir piyonu yer değiştirerek onu Başlangıç’a geri gönder. Hahahahah! Hadi bakalım kırmızı piyon, başa dön...
- .......... (Ağlamaya başlıyor.)
- Aaa ama niye ağlıyorsun kızım? Oyunun adı ne? Kızma birader! Niye kızıyorsun, niye ağlıyorsun şimdi?
- Ama sen annesin...
- Eee?
- Kaybetmen lazım.
- Aaa niye? Eşit koşullarda oyun oynuyoruz. Sen de kocaman oldun artık. İnsan ağlar mı? Kazanmak da var kaybetmek de..
- O zaman bir dondurma verseneeeeeeee!
***
(İki gün sonra - yaz okulu için rapor alınıyor. Dr. muayenehanesi.)
- Bi şey sorabilir miyim? (sor denmesini beklemeden) Şimdi... Biz Ceren’le konuştuk. Bademcikleri alınan çocuklara dondurma veriliyormuş doğru mu? Ameliyat oluyorlarmış. Ondan sonra hep dondurma varmış. Doğru mu?
- Evet, doğru. (Lal duyduklarına inanamıyor.) Hatta buz yediriyoruz. (Mutluluktan yayılıyor.) Ameliyat ettiğimiz bölge çabuk iyileşsin diye. Çünkü o bölgeye sıcak iyi gelmiyor. Ama çok çok önemli bir şey var. Vücudumuzdaki her organ bize çok gerekli. Her istediğimizde aldıramayız.
- Ama ben öğrendim. Ceren’in kardeşi çok dondurma yediği için bademciği çok hasta oluyormuş. Sonra hastanede almışlar. Bu sefer daha çok dondurma yemiş..
- Bence çıkışta annenle dondurma yiyeceksiniz...
***
Bu tür olaylar aslında “Çıldırtan Diyaloglar” kitabının yazarı Mehtap Erel’in uzmanlık alanı. Karar verdim, çocuğu onun gibi şahane bir yazarın yanına çırak vereceğim. Ben yetişemiyorum evladıma. Bu arada benim kız profesyonel mizahi bir şekil alır ve Mehtap Hanım’ın da yeni kitabına yardımcı olur.
İkinci kitabı “Ben, Edebiyat, Karpuz ve Kayınvalidem” çıkmış zaten, üçüncüye tam eleman olur vallahi...
02.07.2009 |