|
|
|
Şans mı dersiniz? |
|
 |
 |
Okunma |
|
147 |
Şans mı dersiniz?
Ankara’nın kavurucu yaz sıcağında sokakta oynamak gibi şahane etkinliklerle geçerdi yaz tatillerimiz. Çünkü hepimizin meyve ağaçlarıyla dolu bahçesi vardı. Çünkü hepimizin anne babası çalışırdı ve işte bu yüzden birbirimize emanettik. Sabah on birde evden çıkar akşam ezanı okunmadan içeri girmezdik.
Diz kapaklarımda hâlâ o günlerin muhteşem izleri duruyor. Sağ bacağımdaki dut ağacından atlarken başardığım derin kesiği ve onun hemen bitiş noktasında başlayan, ayağımı bisiklet tekerleğine sıkıştırmak suretiyle ölümsüzleştirdiğim yara izini muhteşem çocukluğumun tatlı hatıraları olarak taşımaktayım.
Yaz tatillerim ve sokaktaki oyun arkadaşlarım... Renkli tebeşirlerle yola çizdiğimiz seksek kareleri, arka bahçelerden topladığımız kiremitlerle oynadığımız dalya, kukalı saklambaç... Hayatlarındaki her detayı bildiğimiz mahalle arkadaşları...
***
Annem sokaktaki oyunuma kültürel kesintiler vermek ister beni mandolin kursuna gönderirdi. Ben onuncu gün mandolini darbuka olarak kullanmayı tercih eder ve sokağa geri dönerdim...
Ben mi şanslıydım yoksa yüzme, tenis, ingilizce, fen bilgisi öğrendiği yaz okulundaki arkadaşlarıyla dans koreografisi çalışan kızım mı şanslı bilmiyorum...
Hep söylüyor, hep üzülüyorum... Onlar ne yazık ki büyük şehirde yaşayıp mahalle arkadaşlığı nedir bilmeyen çocuklar. Bu yüzden okul tatil olunca hemen yeni bir yaz okulu arayışına giriyoruz... (Her sene en azından yazlıktaki arkadaşlarıyla bunu yaşayabiliyor diye de seviniyorum.)
Ama bu yıl ilk defa kızımı kıskandım...
İlk defa bir daha çocuk olup onun gittiği yaz okulunun öğrencilerinden biri olmak istedim...
***
Gazetelerde okumuşsunuzdur...
İstanbul Beşiktaş Koleji’nde birkaç ay önce Bilim Müzesi açıldı. Beşiktaşlı arkadaşlarımın coşkulu övgüsü, ısrarla gidip görmem gerektiğine dair telkinleri üzerine kızımı alıp müzeye gittim... Gidiş o gidiş... Okula âşık olduk. Kızımı kıskanacağım, onun yerinde olmak isteyeceğim hiç aklıma gelmezdi... Hemen yaz okuluna kayıt yaptırdık. Birkaç gün sonra onu almaya biraz erken gittim. İkindi kahvaltılarının bitişini beklerken bahçede onlarla yarışarak yoğurt yiyen genç öğretmenlerin neşesini ve çocukları motive edişini seyrettim uzaktan...
Spor öğretmenleri, sınıf öğretmenleri, bilim dersi öğretmenleri, hepsi bir aradayken birden öğretmenlerin yaşamımızı belirleyen ne kadar önemli rol modeller olduklarını anımsadım...
***
Dün öğleden sonra ben de okuldaydım. Bilim dersinde güzel mi güzel öğretmenlerinin anlattıklarını dinledik, öğrenciler ve veliler hep birlikte gezegenler üzerine bir deney yaptık, sıvı azotla ve marifetleriyle tanıştık, çocuklarımızla oturup renkli hamurlarla Güneş Sistemi’ni şekillendirdik ve dizdik. Sonra onlar yemeklerine biz günlük hayatımıza döndük... Kızım beni yolcu ederken güneşten kızarmış burnunu buruşturarak Demet öğretmeni ve arkadaşlarıyla ertesi günün programını yapıyordu... Evet, onlar sokağa renkli tebeşirle seksek karesi çizemiyor ama... Şanslılar galiba... Hatta daha mı şanslılar?
Umarım ve dilerim daha şanslı olsunlar...
|
Yorumlar |

|
|
|
|
| |
isaya mektup

Ali Nazik

Akıl Okulu

ÖLÜMÜNE

Cinsel isteği öldüren sebze

|
Allah Nasıl Misafir Edilir?

Allahü Teâlâyı Bilirmisin?

matematİk oyunlari

Evlenilecek Kız Modeli

Gönül Bahçesinden Cuma Sohbetleri

|
|