|
|
|
“İyi aile çocuklarının işlediği cinayetler...” |
|
 |
 |
Okunma |
|
17 |
“İyi aile çocuklarının işlediği cinayetler...”
Çok yakını olan bir insanı bir cinayet sonucu kaybetti... O cinayetin faili ilginç bir tesadüf “iyi aile çocuğu” dedikleri, eğitimli, kültürlü ve zengin bir ailenin çocuğuydu...
Bana Münevver olayını anlatırken, katil zanlısı Cem G. ve katil olan “iyi aile çocukları hakkında” çok ilginç şeyler söyledi:
***
“İyi aile” çocuklarından çıkan katilleri, insan öldürmeye yönelten dürtünün ne olduğunu anlamam mümkün değil ama “sebepleri var mutlaka...” diyordu:
“Ya genetik eğilimler, ya çocukluk döneminde oluşan zihinsel bir takım çarpıklıklar ya da insan sevgisinden hatta canlıların yaşam hakkına saygı duyma bilincinden yoksun biçimde yetiştirilmeleri...”
“İyi aile çocuğu” addedilen sevgilisi Cem G. de acaba “İnsan sevgisinden ya da canlıların yaşam hakkına saygı duyma bilincinden yoksun biçimde yetiştirildiğinden mi” sevgilisi Münevver’i öldürmüştü...
Zengin ailelerin bir kısmında çocuğa yapılan her şey onun hakkı yollu “ego yüklemesi” o gençleri “başta canlıların yaşam hakkına saygı duyma bilincinden uzak yetiştirmiş olabilir miydi?..”
Bir insanı öldürüyor olmak, onun yaşam hakkına son veriyor olmak yoksa “egosu onlar için her şeyi hak gören ebeveynler tarafından şişirilmiş o gençler” için sıradanlaşan bir olay olabilir miydi?..
***
Yabana atılmaması gereken bir ihtimali söyleyen ve kendisi de bir “iyi aile çocuğu cinayetiyle” çok yakınını kaybetmiş olan dostum Münevver’in annesinin ve babasının şu anda hissetikleriyle İstanbul polisine bir iki laf etti...
İstanbul Emniyet Müdürü, polise kendinizi Münevver’in babasının yerine koyun dedi ya...
İşte çok yakınını bir iyi aile çocuğu cinayetine kurban veren dostumun İstanbul polisi için altın değerindeki sözleri:
***
“Şunu iyi biliyorum ki, adalet yerini bulmadan yakınını kaybetmiş kişi huzur bulamaz. ‘Adalet yerini bulmadan’ diyorum ya, tabii ki giden canı telafi edecek hiçbir ceza yok.
Dönüşmeyi istemediğimiz bazı ülkelerdeki gibi ‘göze göz, dişe diş’ deyip giden canın karşılığında can almak da iş değil, çünkü o acıyı giderecek ceza bu da değil. Ama canı alan kişinin modern ceza kanununun öngöreceği biçimde cezalandırılması geride kalanlar için yine de ÇOK önemlidir...
Bu ceza giden canı geri getirmese de, geride kalanın yüreğine su serpilir...
Bu bir intikam duygusunun tatmin olması değildir...
Eğer katil ciddi bir biçimde yargılanır ve kanuni cezasını çekerse yüreğine kor düşmüş kişi, içinde yaşadığı toplumun, bayrağı altında yaşadığı devletin ‘acısını anladığını’ düşünür, ‘kaybını önemsediğini’ hisseder, birey olarak ‘kendisine değer verildiğini’ bilir ve hayata tutunacak, yaşadığı felaketi anlamlandırıp sınırlı ömrünün sonuna kadar ayakta duracak gücü bulur...
Özellikle evlat acısı çeken Münevver’in babası için istiyorum bunu...
‘Kaybetmiş’ demek istemiyorum aslında, çünkü Münevver kaybolmadı...
O sonsuza kadar babasının kızı olarak kalacak...
Kimse onun evladını kalbinden söküp alamaz, hatıralarını çalıp götüremez...
Ama tarifsiz acılar çeken bir babayı herkesten çok önemsemek gerekir...”
***
“Bir başka evlat bulamazsınız...
Hiçbir evladı bir başkasının yerine koyamazsınız, bu sevgiyi ‘sil baştan’ yaşayamazsınız...
Ancak katili bulup cezasını çektirirseniz, ancak o zaman geride kalıp acıyı çeken baba ve kendini onunla özdeşleştiren milyonlar devletini sevebilir, burada süregiden yaşamla dost olabilir...
Yoksa isyan duyguları içinde, küskünlük içinde, ümitsizlik içinde, öfke içinde kalır... ‘İçinde’ kalır...
Yüreğinde ne toplum, ne devlet, ne saygı ne de Tanrı kendisine yeterince yer bulabilir...
Ben her sabah güne başlarken bunu düşünüyorum.
Herkes düşünsün istiyorum...”
|
Yorumlar |

|
|
|
|
| |
Erişte

Bakmadan Gecme

9 yaşındaki kızlar evlenebilir

TANER affetmedim kendimi

Şakk-ı Kamer Mu'cizesi

|
www.lidam.net

Yahsi bati izle

avatar-2009 turkce dublaj

Benim inşallah

Bugün sana yabancıyım yüreğim..

|
|