|
|
|
Bu kriz ‘kalp krizi’ değil, Türkiye’ye 10 yıl içinde ‘inme’ olarak gelebilir |
|
 |
 |
Okunma |
|
107 |
Bu kriz ‘kalp krizi’ değil, Türkiye’ye 10 yıl içinde ‘inme’ olarak gelebilir
Dün büyük bir bankanın genel müdürüyle öğle yemeğinde bir araya geldik. Küresel krizin Türkiye’ye etkilerinin farklı algılandığı bu süreçte ister istemez hem krizi, hem de bankacılık sektörünü konuştuk. Sorduğum sorulara dobra dobra cevaplar aldım.
Genel müdür krizi, “bence kriz bir kalp krizi değil, ancak 10 yıl içinde ‘inme’ olarak Türkiye’ye gelebilir” şeklinde değerlendiriyor. Genel müdüre göre krizin ülkemize etkileri henüz geçmedi, kötüleşmede yavaşlama var, ancak iyileşme oldu demek için henüz erken. Bankacılık sektörünün ihtiyatlı davranması gerektiğini de altını ısrarla çizerek belirtti.
Krizden en az etkilenen ülke olduk
Sohbetimiz ilerledikçe krizi daha iyi analiz etme fırsatını yakaladım. Genel müdür, “bankacılık sektörünün fotoğrafına bakarsanız, dünya ortalamasının üzerinde” diyor ve Türk bankacılık sisteminin krizden az etkilenmesinin üç ana nedeni olduğunu söylüyor. Birincisi: Kriz bize geç geldi, biz de biraz hazırlık yaptık. İkincisi: 2002 krizinden ders almışlığın yararını gördük. Üçüncüsü: Krediler küçüldü.
Bankacı dostumuz diyor ki; bankaların elinde likidite arttı, fazla bir likidite sorunuyla karşılaşmadık. Bu dönemde müşteriler kredilerini ödedi, kredilerin tahsilatı ile fazla uğraşmadık. Krizde krediler 25 milyar TL azaldı. Dış finansmana dayalı bir ülke haline geldik.
Herkese aynı faizle kredi yok
Merkez Bankası’nın faiz indirimini nasıl karşıladığını sorup Başbakan Erdoğan’ın kredi kullandırmayan bankalara yönelik eleştirilerini hatırlattığımızda bankacı dostumuz şunları söyledi: “Bankacılıkta esas olarak ucuz mevduat toplayıp, bunu daha az riskli segmentlere satacaksınız. Kredi faizlerinin düşmemesinin iki nedeni var. Birincisi; mevduat faizleri yeterince düşmedi. İkincisi; kredi maliyetleri yüksek. Sorunlu kredilerin getirdiği maliyet artışı ise bence asıl neden.” Erdoğan’ın “bankalar kredi faizlerini düşürmüyor” eleştirisine de şu cevabı verdi: “Bankalardan herkese aynı faizle kredi vermesini beklemek doğru değil. Bankalar ticari müesseselerdir. Kredi verirken ‘risk’ unsurunu göz önüne alır ve daha az riskli segmentlere daha düşük oranlı faiz, riskli gördüğü segmentlere de daha yüksek oranlı faiz uygular. Bankaların kredi faiz oranları yüzde 12 - 26 arasında değişiyor. Yani yüzde 12 faiz ile kredi verdiği müşteri de var, yüzde 26 faiz oranı ile kredi verdiği müşteri de. Burada belirleyici unsur ‘risk’ faktörüdür.”
Banka sayısı fazla
Bankacı dostumuz Türkiye’de banka sayısının çok fazla olduğunu söyledi, ben de aksine az bulduğumu söyledim. Bunun üzerine, “sayı az olursa daha verimli olur” dedi. Verim sadece mevcut bankalar için olur, sayı azaldıkça rekabet ortadan kalkar diye karşılık verince de gülmekle yetindi.
Bir bankacıyı bulunca ister istemez kredi kartları konusunu da konuşmak lazım. Bankacı dostumuz kredi kartları ile ilgili ikide bir yapılan düzenlemelerin sektörü rahatsız ettiğini ve bankaların kredi kartlarından kâr elde etmeme noktasında olduğunu söyledi. Son iki haftada kredi kartıyla harcamalarda az miktarda bir artış olmasını da ÖTV ve KDV indirimine bağladı. Ayrıca kredi kartları ile ilgili yeni düzenleme nedeniyle kart harcamaları birdenbire düştüğünü söyledi.
Kredi kartlarında kâr kalmadı
Kredi kartı ücreti konusundaysa, “kartın bankalara bir operasyon maliyeti var. Kart kullananların yüzde 50’si hiç borçlanmadığı için bankalar o müşterilere ücretsiz servis vermiş oluyor. Geri kalan, yani borçlanan yüzde 50’lik bölümün de maliyeti ister istemez yükselmiş oluyor. Sonuçta kredi kartlarda kârlılık negatife döndü. Mevcut yasalarımızda kart ücreti almayı yasaklayan bir madde de yok” diyor.
IMF ile anlaşma gecikmesi lehimize
Bankacı dostumuz IMF ile bugüne kadar bir anlaşma yapılmamasının da Türkiye’nin lehine olduğu söyledi ve ekledi: Bundan böyle bir anlaşma sağlanır ise, hem IMF’den alınacak para miktarı yükselir, hem de faizi daha düşük olur. Gelişmeler şu ana kadar hükümetimiz lehineydi. Bundan sonra IMF ile bir anlaşma olmazsa da dünyanın sonu değil, ancak küçülme yaşanır.
|
Yorumlar |

|
|
|
|
| |
Aksırmak hakkında

ZEYTİNYAĞLI BARBUNYA ( 6 kişilik )

HAYAT

HASTANE ÖNÜNDE İNCİR AĞACI

Küfürbaz haydo(miras davası) + 16

|
Allah Nasıl Misafir Edilir?

Allahü Teâlâyı Bilirmisin?

matematİk oyunlari

Evlenilecek Kız Modeli

Gönül Bahçesinden Cuma Sohbetleri

|
|