Ana Sayfa Fikralar   Hikayeler Oyunlar Haberler Programlar Sohbet

                    Menü
 Ana Sayfa
 Astroloji - Burçlar
  Aşk
Bilmeceler
  Cinsellik
 Diziler
 Fıkralar
 Güzel Sözler
  Haberler
  Hikayeler
  Msn Messenger
 Oyunlar
 Programlar
 Resimler
 Rüya Tabirleri
 Sağlık
 Videolar
Gazeteler
 Yemek Tarifleri
 Şarkı Sözleri
 Şiirler
İletişim

Sohbet

İslam

 “İyiliği ve yıldızları” önce kim vurdu?

Okunma

155

 “İyiliği ve yıldızları” önce kim vurdu?

Geçen hafta Leipzig Medya Özgürlük Ödülü’nü aldı Ahmet Altan... Bu ödül daha önce ABD’li gazeteci Seymour Hersh’e, öldürülen Rus gazeteci Anna Politkovskaya’ya verilmişti. Dünya üzerinde ödülün 10 yıllık bir geçmişi var. Gerçeği ortaya çıkarmak için kendisini tehlikeye atan gazetecilere, yazarlara veriliyor...

Kendi şahane küçük odalı hayatımızda, yemek yerken izlediğimiz haber bültenlerimizde, gözlerimizin gördüğü sınırlardan ibaret zihnimizde pek yer almadı bu haber...

Ödülü aldıktan sonra verdiği bir röportajda; “Çok basit bir sorunu var Türk basınının; gerçekleri söylemiyor. Bütün Cumhuriyet tarihi boyunca da Türk basını gerçekleri Türk halkından sakladı. Yaşadığımız tüm sorunların temelinde medyanın bu günahı yatıyor bana sorarsanız” diyor...

Ne yazılı basın ne görsel medya; hiçbiri bunu kendine sormuyor. Çünkü aynı tarihlerde medya kendi magazin stilini masaya yatırıyor.

Çünkü sorgulanması gereken de öncelikli olan da bu!

Çünkü basındaki bütün kirli eller, ellerinde kameralarla sokaklarda koşturan o çocuklara ait!!! Haber yapmak istediği kişi itiraz edince, istediğini alamayınca polise objesini ihbar ederek olay çıkaran sadece o paparazziler değil mi? Yönetenler, köşelerin büyük başları değil çünkü... O büyük kavgalar bundan sayılmaz değil mi?

Bugün elini “magazinel” anlamda vicdanına koyanlar, insani ve ahlaki ve “gerçek” gazeteciliklerini de masaya yatırmaları gerektiğini sadece gün bitip, dükkân kapanıp baş başa kaldıklarında birbirlerine fısıldayarak mı itiraf edecekler?

Diyor ki Ahmet Altan ödülünü aldığı gece yaptığı konuşmada:

“İnsanları, diğer canlılardan ayıran iki önemli özellikleri bulunur. Birincisi, bu vahşete kendi akıllarını ve bilinçlerini katıp, doğanın masum vahşetini, günahkâr bir kötülüğe çevirirler. İkinci özellikleri ise bununla tam anlamıyla çelişir. İnsanlar, zayıfların ve güçsüzlerin haksızlığa uğramasına karşı çıkan bir başka güdüye sahiptirler. Buna vicdan deriz.

Hangi ırktan, hangi dinden, hangi kültürden olursanız olun bir adam bir çocuğu dövdüğünde buna isyan edersiniz. Bütün hayatımızı, bütün kişiliğimizi, bütün varlığımızı, doğuştan sahip olduğumuz bu özelliklerimizden hangisine sahip çıktığımız, hangisini besleyip büyüttüğümüz belirler. (...) Bazıları, kötülüklerini ve vahşetlerini sınırsızca kullanırlar. Kendi kısa hayatlarını biraz daha iyi yaşamak, biraz daha zengin olmak, biraz daha güçlü olmak için başka insanları ezer, aşağılar ve öldürürler. Bazıları, bu kötülüklere katılmazlar. Vicdanları buna izin vermez. Ya da kötü olacak cesaretleri yoktur. Onlar, kötülükleri tasvip etmez ama bu kötülüğe karşı da çıkmazlar. Bazıları da, sadece vicdanlarını dinler, kendi çıkarlarından vazgeçer ve güçsüz olanları korurlar. Kötülüğün ve vahşetin ‘mantıklı’ bir nedeni vardır. Onlar bunu kendi çıkarları için yaparlar. Ve biz, kendi çıkarlarımız için yaptıklarımızın mantığa uygun olduğunu düşünürüz. Vicdanın ve iyiliğin ise mantıklı bir nedeni yoktur. Belki de bu yüzden Kant, ‘Ben yıldızlara ve iyiliğe şaşarım’ demiştir. İyilik, gerçekten de şaşırtıcıdır. Doğanın canlılara yüklediği bencilliğe ve vahşete aykırıdır çünkü. Tarih, mantıklı kötülüklerle, mantıksız iyiliklerin dövüşüne şahit olmuştur her zaman. Bu savaş hâlâ sürüyor. Bu savaş sürdüğü için bu ödül veriliyor...”

***


Ahmet Altan’ın bu konuşmasını okuduğumda yeni bir günün ilk saatleriydi ve evet, gökyüzünde yıldızlar vardı...

Sesi kısık televizyonumda ise kötülüğün “mantıklı” ve “ikna olunmuş” görüntüleri...

İtiraf ediyorum aslında Timuçin Esen’i ben dövdüm.. Ve Tarık Akan’ı... Ve Ceylan’ı da ben vurdum...

İtiraz etmediğim kadarım çünkü... Ses çıkarmadığım kadarım. İtiraf ediyorum... “Yıldızlara ve iyiliğe” artık ben de şaşırıyorum... Ve belki onlardan daha çok bel altı kavga edilen bir mahallede, her şeye rağmen dirençle iyilik için düşünebilen “gazetecilere...”



  Yorumlar

 
Hangi Burçlarla Anlaşabilirsiniz?


Etme Bulma Dünyası


aksaray bedava Sohbet


Evliliğin Gâyesi


Ferhat Göçer Sen Söyle Hayat


Allah Nasıl Misafir Edilir?


Allahü Teâlâyı Bilirmisin?


matematİk oyunlari


Evlenilecek Kız Modeli


Gönül Bahçesinden Cuma Sohbetleri


Cinsellik |  Diziler |  Filmler |  Fıkralar |  Güzel Sözler |  Haberler |  Hikayeler |  Msn Messenger |  Oyunlar |  Programlar |  Resimler |  Rüya Tabirleri |  Sağlık |   |  Videolar |  Yemek Tarifleri |  Şarkı Sözleri |  Hosting

Copyright © 2009 Tüm Hakları Saklıdır Turkiye Ajans İnternet Hizmetleri

 

İlkbusem.Com