|
Not |
|
 |
 |
Okunma |
|
144 |
Not
Çevremde kim varsa ya boyunlukla ya askılıkla yaşıyor bugünlerde. Boyun fıtığı, trafik kazası, düşme, kol çıkması, lif kopması, kas yırtılması vs...
Nedir bu; bir denge sorunu mudur, yine gezegen sorunu mudur anlamadım.
Bir süre önce bir arkadaşım, ki kendisi piyanisttir, bir düğünde halay çekerken düşmek suretiyle üç parmağını kırdı! Üç kişi zıplarken birbirlerinin üzerine yıkıldılar. Biri çellist diğeri de profesör! Piyanist olanın hayatı kaydı desem yeridir... Uğraşıp duruyor parmaklarıyla.
Bir diğer sevgili arkadaşım spor yaparken tutuldu kaldı. Nasıl da disiplinli ve özenli bir kadındır bilseniz. O, spor yapmadan güne başlayamaz. Acılar içinde öğrendi ki büyük bir boyun fıtığı problemiyle karşı karşıya. Perişan yatıyor. Artık spor yapamazsın demiş doktoru...
Sahne arkasında kostüm değiştirirken kolu çıkmış bir diğerinin de... Kolunu yerine takamadığı için acılar içinde antre kaçırmış...
Tuğçe Tatari ayağı takılıp düşerek kalçasını kırdı, yüz üstü üç hafta yatmak zorunda.
Ya Saba Tümer’in başına gelenler? Neyse ki ucuz atlattı.
Kas ağrısı olsa gerek yazı yazarken hayli zorluyor kolum beni. Ya birbirini görüp çocuk doğurmaya karar veren kadınlar gibi ya da esneyeni görünce esneyenler gibi bu durumdan etkilendim ve yataktan böyle kalktım ya da hakikaten bu aralar bir şeylerin etkisi altındayız.
Arkadaşlarımın hepsine geçmiş olsun diliyorum. Okura da ne olur ne olmaz biraz dikkatli olun, ayağınıza, bacağınıza, kolunuza aman özen gösterin, var bir terslik ortada demeyi ihmal etmek istemiyorum. “Yazarımız rahatsızlığı yüzünden yazısını yazamamıştır” notunu kendim ekliyorum.
İyi pazarlar diliyorum.
|
Yorumlar |

|
|